10 Haziran 2015 Çarşamba

Sibirya Sedir Yağı,

Sibirya Sedir Yağı, Kremi, Şampuanının Yararları...
Sedir ağacı esansiyel yağı vücuda yararının yanı sıra duygusal dengeyi sağlamak için de çok yönlü olarak kullanılabilir. Sedir ağaçları 1000 yıl kadar yayar iğne yapraklıdır. Yaprağını dökmezler.

Sedir ağacı, Kudüs'teki Süleyman tapınağında kullanılmıştır. Eski Mısırlılar ve Amerikan Yerlileri sedir ağacından ürettikleri, yağı, hem kozmetik ve tıbbi yararları için kullanmışlardır. Sibirya Sedir Yağını tütsü, parfüm ve kolonya olarak kullanılınca tatlı, derin, kendine has odunsu koku yayar.
Sedir Esansiyel Yağı niçin kullanır?
Sibirya sedir ağaçlarından türetilen yağ kadar faydalıdır. Bu yağda, alfa-sedren, beta sedren ve sedrolün yanı sıra çok sayıda seskuiterpen gibi doğal maddeler bulunur, bu da zihin ve bedeni etkileyen durumlarda kullanılabilmektedir.
Deri ve saça kullanılır mı?
Bu esansiyel yağ cilt yararına çeşitli şekillerde kullanılabilir; kaşıntı, egzama, sedef, akne, yağlı cilt, kepek, Yağlı saçlarda sorunlarında yararlanılıyor.
Döküntüleri, tahriş olmuş mantar enfeksiyonlarına sedir Yağı ile birlikte; tatlı badem, jojoba, avokado yağı, Hindistan cevizi yağı gibi, etkilenen bölgeye bir Çorba kaşığı sedir yağının içine bir kaç damla katarak kullanınız.
Eğer yağlı bir cilde sahipseniz bir temizleyici olarak kullanabilirsiniz. Kostiksiz Sabun ve doğal katkısız kremlere birlikte kullanabilirsiniz.
Yağlı saçlar veya kepekli saçlar için tabii Şampuanın içine 10 damla koyunuz. Kesinlikle Köpüren şampuanların içine koymayınız. Kafa derisi ve saçınıza içine sedir Yağlı şampuan ile ovun ve 3-5 dakika bekletin. Bu işlem, aynı zamanda saç folikülleri teşvik ve saç kaybını önlemek için kafa derisi dolaşımını artırmak için kullanılabilir. Sonra su ile durulayın.
Stresi hafifletir
Sedir yağı da zihin ve beden üzerinde yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisi vardır, kaygı nedeniyle stresi azaltmak için size yardımcı olabilir. Uzun, stresli bir günün ardından gevşemeye yardımcı olabilecek yatıştırıcı ve rahatlatıcı bir etki sağlar, sık sık aromaterapi de kullanınız.
Burnunuzun üzerine ellerinizi koyun ve en az otuz saniye derin nefes ALIN, daha sonra Ellerinizin içine sedir Yağı damlatın (ya da bez) koklayın. Bu Aromatik koku anında beyinde endorfin etkisi yapıp sizi sakinleştirecektir. Evinizde sprey olarak kullanabilir, doğal, hoş aromatik kokusu ile sıcak, rahatlatıcı ve davetkar bir atmosfer oluşturmaya yardımcı olacaktır.

Ağrı Kesici
Sedir ağacı uçucu yağı, artrit, diğer kas-eklem ağrı ve sertlik için hafifletici etkisi bilinir. Sedir Yağı ile masaj yapınız
Göğüs Enfeksiyonlar
Sedin yağı akciğer ve solunum yollarına, balgam çıkarmaya yardımcı olabilir. Astım, bronşit ve tıkanıklıklarda anlık rahatlama için sıcak suya 2-3 damla koyup buharını soluyunuz. Ayrıca yatmadan önce boğaz ve göğüs bölgesi üzerine seyreltilmiş yağdan iki damla ile olabilirsiniz.
Hayız düzenler
Eğer düzensiz menstrüasyon varsa aylık dönemi düzenler ve pelvik bölgede kan akışını teşvik için sedir ağacı yağından yararlanabilir. Ağrı kesici olanak ayak tabanına uçucu 1-2 damla yağ uygulayın.
Diüretik Özellikleri
Sedir yağı vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir, bin idrar söktürücü olarak kullanmak için eline 2 damla yağ döküp, mesane ve böbrek alanlarını masaj yapınız. İdrar yolu enfeksiyonları kurtulmak için, sistit veya böbrek rahatsızlıkları banyo suyuna yağ 8 ila 10 damla ekleyin.
Böcek Kovucu
Pamuk üzerine 2 ila 3 damla ekleyerek, böcek kovucu olarak sedir ağacı yağı kullanın, sivrisinekler gibi diğer bir takım böcekleri kovmak için son derece etkili olduğu bilinmektedir.
Uyarı;
Hamileler sedir ağacı yağı kullanmaktan kaçınmalısınız. Bu uçucu yağ ciddi hassas cilt sorunları olan bireyler için tahriş edici olabilir. Uygulamadan önce bir yama testi yaptırmak en iyisidir.
Bazı uçucu yağlar yutulur veya gıdaya eklenebilir iken, sedir yağını ağızdan almak güvenli değildir. Bu çok güçlü bir yağ olduğu için, bu gibi bir sindirim sistemi kusma, mide bulantısı, susuzluk veya hasar gibi ciddi yan etkilere neden olabilir. Bu yüksek kan basıncı ya da belirli kalp koşullarına sahip kişiler tarafından kullanılmamalıdır. Doktorunuza Danışınız.

Sedir Yağı, Kremi, Şampuanı İçin Linke Dokununuz:http://www.marankialisveris.com/index.php…
Veya 0212.533.01.33 numaralı telefonu arayıp kapınızda ödeme seçenekleri de dâhil sipariş verebilirsiniz.
Çeviri: Ahmet MARANKİ ve KOBİK Ekip

6 Haziran 2015 Cumartesi

Bir stres giderici olarak yoğurt ve B6 vitamini..

Yarın Sabah Kahvaltınızda Kendinize Bir Güzellik Yapınız: "Bir stres giderici olarak yoğurt ve B6 vitamini" Hazırlayınız...
B6 Yiyeceği Nasıl Yapılır?
Stres altındaki insanların klasik yazılı olmayan cevaplarından birisi; "Hiç Vaktim Yok!" Size yarın sabah tüketeceğiniz harika bir yiyecek tarifi vereceğiz.
Temel B kompleks vitaminleri sizin sinirlerinizi beslemek için gereklidir. Bu besinlerin başında hakiki yoğurt gelir. (Raf Ömrü Uzun Yoğurtlardan Bahsetmiyoruz.) Yoğurtta, riboflavin (B2 vitamini), kobalamin (B12 vitamini) ve pantotenik asit (B5 vitamini) bulabilirsiniz. Bunlar B kompleks vitamini grubuna aittir.
B6 Vitamini Sağlıklı sinir sistemi daha iyi konsantrasyon ve stres azaltmak için özellikle önemlidir. B6 vitamini, vücuttaki tüm protein yapısı (hücreler ve dokular) amino asit kompozisyonu ile vücudun inşaasına gereklidir. Tek kelimeyle, B6 vitamini her şeyi kontrol eder.
Proteinler olmadan vücudun tüm fonksiyonları risk altındadır. B6 Vitamini sadece serotonin dopamin, melanin değildir, biyolojik saatimizi düzenleyen, bilişsel fonksiyonumuza yararı olan, B6 vitamini mükemmel vücut fonksiyonu için gereklidir.
B6 Vitamini birkaç nörotransmitterlerin (sinir uyarılarının iletimini sağlayan maddeler) yapımında katılır. B6 vitamini eksikliği, nörolojik ve psikolojik bozukluklar neden olmaktadır.
Hızlı kahvaltı için sağlıklı tarifi:
. 50 gr. Yulaf gevreği
. 200 MG. yağsız yoğurt
. 1-2 muz,
. 1 yemek kaşığı üzüm çekirdeği veya 3 yemek kaşığı kuru üzüm
. 2 yemek kaşığı susam
. 1 çay kaşığı maya
ve biraz tarçın.
Bu malzemeleri karıştırın, lezzetli ve sağlıklı bir kahvaltı yapın.
Stresi azaltmak ruh halinizi iyileştirmek ve güne başlamak için yeterli size yeterli enerjiyi sağlayacaktır.

2 Haziran 2015 Salı

YENİAY BOĞA’DA: SON NEFES..

YENİAY BOĞA’DA: SON NEFES

Boğa Burcu’nda gerçekleşen 07.13’te gerçekleşen yeniay etkisiyle ölümden önceki SON NEFES anını yaşayacağız. Yeniay enerjisi doğanın uyku evresindeki haline benzer tam uyanmaya hazır fakat gözlerini dünya hayatına açmamış bir insanın halidir. Secde öncesi Rüku hali misali… Son nefes anı olarak nitelediğim ÖLÜM öncesi düzlemde hepimiz NEFS’TEN NEFESE geçeceğiz.
Yeniay Anı haritasını incelediğimizde yükselende İkizler Burcu’nu görüyoruz. Çok yönlü, esnek, pratik ve yüzeysel yaklaşımların sergileneceği, iletişim temasının yüksek olduğu etkiler var. Ülkemiz açısından bakıldığında medya, iletişim, haberleşme, yayıncılık ve eğitim konularında bazı can sıkıcı durumların ortaya çıkacağı görünüyor. Zira yükselen yöneticisi Merkür’ün 12.evde yerleşmesi bazı basın müntesibi kişilerin tutuklanma, kayıplara uğraması gibi konuların yaşanacağını gösteriyor. Toplumsal alanda kitlesel bazı ayrım ve polemikler gündeme gelecektir. Zihinsel samimiyetsizliğin, toplumsal ikiyüzlülüğün cezasını yaşayacağımız süreçlerden geçeceğiz. Aldanma, dolandırılma, kandırılma gibi bazı durumların ortaya çıkması olasıdır. Fikir adamlarından birinin ani kaybı ya da hastalık haberini alabiliriz.
Yeniay temasının gerçekleştiği Boğa Burcu’nun DÜNYEVİ ZEVKLER ve MADDİ konulara olan ilgisinin oluşturduğu enerjiyle BAĞIMLI olduğumuz her şeyden ŞÜKÜR ve HAMD etmeyi hatırlamak suretiyle KURTULUŞA ereceğimiz gösteriliyor. HAMD, yok’a da edilir; ŞÜKÜR varlığa… Var’eden O; Yok’eden O!
Geleneksel anlayışın RAHİMİYET kanalında beslemediği şuurun dönüştürülmesi gerekiyor. 12.ev’de gerçekleşen böylesine bir yerleşim olayların RAB yani tekamül ettiren bir çerçevede zuhur edeceğine işaret ediyor.
Maddeye olan BAĞIMLILIĞIN azlığı ölçüsünde RAB tekamülünde etkiler size teğet geçecektir. Sabit, kırılmaz, değişmez, rutin, hantal GERÇEKLİĞİN; ÇOK YÖNLÜ bir anlayışa evrilmesi söz konusu olacak… Anlayış ve İdrak perdesi aralanıyor; kolay mı? size bağlı(!)
ŞÜKÜR ve HAMD hali seni okyanusun ötesine geçirecek köprüyü inşa edecek; nasıl mı? Cevap sen(Ya)sin… Elif… Lam… Mim..
Bilmesen de bilmek; görmesen de görmek; DUA sen OL yeter…
Rahman ve Rahim arasında DENGE sağlamak için KANAL-I MUHAMMEDİYE bilincinde HİÇLİĞİN mertebesine varmak dileğiyle…
En güzele emanet olun, hayırlardan hayrın kolaylıkla gelmesini temenni ederim.

MORFOJENİK ALAN (M-ALANI)...

MORFOJENİK ALAN (M-ALANI)


“Morfojenik Alan” terimini bedenimizin etrafındaki enerjiyi tarif etmede kullanırız. Bu alan,sinir sisteminin elektriksel enerji uzantısıdır. Tıpkı morfotüm elektriksel sistemleri çevreleyen elektromanyetik alanlarının olduğu gibi,beyin de, fiziksel bedenden yayılan kendi enerji alanı ile bir elektrik jeneratörüdür.
Pek çok kültür ve disiplin bu alanın varlığının farkındadır ve ona farklı isimler verirler. İnsanlar auradan, şakralardan, yaşam enerjisi chi’den bahsederken, muhtemelen aynı enerji alanından bahsediyorlardır.
Morfojenik Alan şeklindeki bu ismi, besinsel ve enerjisel şifalanma tekniklerine dair bir kaç sebepten dolayı seçeriz. Bu kelimeyi kendi içinde ayrıştırdığımızda “morph”, “değişmek”anlamına, “genic”ise “meydana gelmek” anlamındadır.Bu alanla ilgilenip, kullanmamızın amacı;herhangi bir sağlık problem olan bir hastanın sağlığında değişim yaratmak içindir. Bu da, bedeni hücresel seviyede ya da daha ötesinde beslemek gerektiğinden dolayı, besin ve bitkisel katkı, homeopati ya da diğer müdahelerle sağlanır.
Bizim koyduğumuz isim “morfojenik”, Dr. Royal Lee’nin çığıraçan el kitabı olan “Protomorfolojiye Giriş”te değinilen “morfogenetik” kelimesi ile benzerdir.Dr.Lee “protomorfojen(PMG)”i, hücre özelliklerinin morfogenetik belirlenmesinden sorumlu hücre kromozomun bileşeni olarak tarif eder. Bu hücre topluluğunun mavikopyası-anakopyasının(blueprint) en küçük birimi olarak tarif eder. Protomorfojen, Morfojenik Alan Tekniğinin(MFT) en önemli  parçasıdır.
Bizim yöntemimiz, yoğunluklu olarak, her bir hasta için besinsel protokol gelişimine rehberlik etmede bireysel hücrenin asıl enerjilerinin enerji alanından gelen enformasyona dayanır.
Morfojenik AlanTekniğini geliştirmeye yardımcı olan Frank Springob, DC ve Nick Lamothe,PhD asistanlığında Autumn Smith, NTP, bedenin hücrelerinde bulunan pek çok nükleik proteinlerinin asıl enerjilerini biraraya getirirler.
Bu enerjiler, hem normal, hem de anormal enerjiler olarak tarif edilir.Bu, M-Alan’ı ile iletişimde olmak için gerekli olan enerjiyi “artırmak” ya da “kuvvetlendirmek” için yapılmıştır.
Hücresel iletişim esas amaçtır.Hücresel seviyede besinsel ihtiyaçları belirlediğimizde, sağlıktaki en büyük değişimlerl etkileriz.Neticede, sağlıklı hücreler için sağlıklı dokular gereklidir.  Sağlıklı organlar da sağlıklı organizmalardan meydana gelir.
6 yıl önce, bu yeni yöntemi, gelişmiş besinsel şifa arayışımızda bize yardımcı olması için ilk defa kullandığımızda, bizler şimdi mümkün olan ama o zaman hazır olmadığımız “gelişmiş enformasyon”un büyüklüğüne hazırlıklı değildik. Etkili yeni besinsel protokoller Sağlık Merkezimizde günlük bazda keşfedildiler.
Bu bizim ilerlememizi ve asıl enerjileri “katmanlara ayırma” kavramı ile daha ileri deneyler yapmamızı teşvik etti. İlerledikçe, Morfojenik Alanın sınırlarını ölçmek için bir yol bulduk.Bu da bizim daha geniş alanlar yaratan enerji kombinasyonlarını bulmamıza imkan sağladı. Bizler hastalara M-Alanını gösterebildik ve onlar kendi alanlarının geliştiğini ve besinsel, bitkisel ya da homepatik protokollerdeki her bir gelişimle dengelendiğini gözlemlediler.
Yeni daha geniş ve daha simetrik enerji alanları, tavsiye edilen besinsel takviyelerin ve diyetsel değişimlerin doğruluğunu yansıtmakta. Buna ek olarak, deneme prosedürü süresince en büyük alan gelişimini deneyimleyen hasta, genellikle en fazla semptomatik gelişim göstermeyi dört gözle bekleyelen olabiliyor.

19 Mayıs 2015 Salı

Cihazlarla Çoklu İş Beyinde Çöküşe Neden Olabiliyor!

Cihazlarla Çoklu İş Beyinde Çöküşe Neden Olabiliyor!

cihaz
PC’nizin başına oturdunuz ve bitmez tükenmez emaillerinizi okumaya tam başlayacaksınız ki, telefonunuz çalmaya başlıyor. Telefona cevap verir vermez, bu sefer de tabletiniz sizden ilgi bekliyor…
21.yüzyıldaki iş hayatı Whac-a-mole adlı deliklerden çıkan nesneleri bir ‘çekiç‘ yardımıyla vurarak puan kazanmaya dayalı elektronik oyun gibi anlarla dolu! Ama insanların ekranlar arasında gidip gelmenin bir etkisinin olmadığını düşündükleri çoklu iş, beyinde çöküşe neden olmakta!
 Araştırmacılar, insanların hem laptop, hem akıllı telefona, hem de televizyona aynı anda bakıp da gördüklerine odaklanıp, hatırlamaya çalışsalar da bu kadar çok şeye aynı anda odaklanmanın onlara yararsız olduğu ve onların tek bir alete bile odaklanamadıklarına inanmaktalar.
Bir araştırmada, 10 gönüllünin beyinleri esefhalogram adlı bir monitöre bağlanıyor ve onlara bakışlarını takip eden bir gözlük veriliyor. İlk aşamada, onlara televizyondan 5 dakikalık BBC’de yayınlanan bir vahşi hayat belgeseli izlettiriliyor ve onlardan seyrettiklerini olabildiğince hatırlamaları isteniyor.
Daha sonra, televizyondan bir başka 5 dakika daha seyrettiriliyor ama bu sefer onlara bir laptop da veriliyor ve Paris’de bir tatil için ayarlamalar yapmaları isteniyor. Son aşamada da, aynı işleri, tatil planında sürekli fikir değiştiren arkadaşından gelen çılgın mesajları akıllı telefondan cevaplamaları da isteniyor.
Bu Çoklu iş yaparken denekler, çok daha fazla ekran kullandıkları için onların bilişsel yükleri artıyor. Onlar sürekli ekranlar arasında değişim halinde oldukları için, televizyona bakmak için daha fazla vakit harcamalarına rağmen daha az bilgi ediniyorlar. Bilim insanları bunun nedenin; onların bir çeşit “mental çöküntü” haline  girdiklerini ve gördüklerini proses etmede zorlandıklarını düşünmekteler.
Bu araştırma, Copenhagen Üniversitesi’nde HeyHuman adlı  reklam ajansı ve Nörobilim Pazarlama Firması olan NeutroStrata için yapıldı. Çalışmayı yapan araştırmacılar, araştırmanın, az sayıda denekle yapılması ve emsal deneme yapılmamasından dolayı sınırlı bir deney olduğunu düşünmekteler.
Yine de araştırmadaki tespitler; farklı aletler arasında insanların dikkat bölünmesi yaşadıkları ve dikkat konusunda düşündükleri kadar iyi olmadıklarını gösteren daha önceki çalışmalarla aynı doğrultuda gözükmekte.
Ekim ayında yayınlanan bir İngiliz araştırma yazısında, yoğun bir şekilde çoklu iş yapan kişilerin beyinlerindeki karar verme ve dürtü kontrolü ile ilgili alan olan anterior singulat korteksteki gri maddenin azaldığının tespit edildiği yazılmıştı.
HeyHuman reklam ajansından Machen şunları söylüyor: “Şimdilerde mesajlaşma eşi görülmemiş bir seviyede. Kendimizi bitmek bilmeyen sabit bir dikkat dağınıklığı ortamı içinde hapsediyoruz.”

Kullandığım Cihazlar Beynimi Etkiliyor mu?

Kullandığım Cihazlar Beynimi Etkiliyor mu?

“Kullandığım Cihazlar Beynimi Etkiliyor mu?” diye sorarsanız…
cihaz1 Evet…  Ve muhtemelen “fantom-hayal mesaj sendromun”dan da sıkıntı çekiyorsunuz!
 İlk radyoydu. Sonra televizyon. Şimdi de fekalet habercileri, akıllı telefonların ve bağımlısı olduğumuz tüm diğer dijital cihazları kullananmanın  sonuçları hakkında ürkütücü tahminlerde bulunuyorlar. Peki, neden uyarılara bu sefer kulak asalım ki?
Utah Üniversitesi’nden bilişsel ve nörobilim profesörü Dr. David Strayer şunları söylüyor: “Geleneksel televizyon ve tabletiniz arasında taşınabilirlik dışındaki en büyük fark; sosyal özellik içermesidir. Twitter ve Facebook ya da email yoluyla, birileri sizinle her zaman, bir şekilde irtibatta olmaktadır.” Kansas Üniversitesi biliş konusunda psikolog olan Dr. Paul Atchley de şunları eklemekte: “Bizler tabiatımız gereği sosyal organizmalarız. Beynimizin ödül kısımını aktive eden sosyal enformasyondan daha ilginç neredeyse hiç bir şey yoktur. Beynimiz ayrıca yeni görüntü ve seslere (insanlık tarihinin çoğunda, bir predatörün-avcının varlığının işareti olabilir) ani bir sese tepki verecek şekilde de bağlantılara sahiptir. Dolayısıyla, vızıltı ya da bip sesi ya da patlayan ışık gibi bir şey, sizi tehdit belirleme sistemi içine sokar.
Ani bip sesini, yeni sosyal enformasyonun imâlı vaadi ile birleştirirseniz, beyninizi yaptığı işten alıkoyup, ilgisini çekecek neredeyse mükemmel, yok sayılamayacak, bir uyarcıya sahip olursunuz ve çabucak mesajlarınıza ya da emalinize bakıp, hem de bu işi yapabileceğinizi düşünyorsanız eğer, bunu aslında yapamazsınız.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) nörobilim dalında profesör olan Dr. Earl Miller: “Bir şeyden diğerine odaklandığınız her seferde, “değişme-gideri” diye adlandırılan bir şey oluşur. Beyniniz biraz bocalar ve dikkati dağılmadan önceki  haline geri gelmesi için de zaman gerekir.”
Miller: “Basit ve alışkanlık haline gelmiş bir şeyi yaparken bu, o kadar da büyük iş değildir. Omlet yaparken ya da kıyafetleri katlarken— Ancak beyniniz karmaşık bir problemi çözmeye çalışırken bunu ne kadar önemli olduğunu fark edersiniz.”
Yeni yapılan bir çalışmada, yaptığınız işe geri dönüp,odaklanmanızın, emailinizi kontrol etmeyi bıraktıktan 15-25 dakika arası bir zaman aladığı tespit edilir ve Miller’ın kendi araştırması da bu tarz çoklu işte alıştırma ile daha iyi olamayacağınızı göstermektedir. Aslında, kendilerini çoklu işte uzman gören insanlar bu konuda(yaptıkları işe geri dönüp, odaklanmada) oldukça kötü gözükmekteler.
Miller : “Her 5 dakikada ilginiz bölünüp de tekrar yaptığınız işe derinlemesine dalamazsınız. Gerçek anlamda içgörü, derin düşünmeden kaynaklanır.”
Buna kolay bir çözüm var gibi: Karmaşık bir şey yapıyorsanız, telefonunuzu ya da emailinizi kapatın!
Bu bazı insanlar için işe yarayabilir. Ancak, bir aleti her bir kaç dakikada bir kontrol etmeye beyniniz alışmışsa, dijital uyarılar tarafından rahatsız edilemeden de, beynin iş üzerinde odaklı kalmakta zorluk çektiğine dair kanıt mevcuttur.
Atchley:  “Fantom-hayaj mesaj sendromu diye bir şey var. Bir mesaj ya da bir uyarı duyduğunuzu zannedersiniz ama öyle bir şey yoktur.
Atchley: “Hayal mesajlar yetişkinlerin başına dert olurken, aslında bu fenomen, 20 yaş altındaki insanlar (çoğu akıllı telefonsuz bir yaşam nedir bilmezler) arasında da oldukça yaygındır.” Hayal mesajları duymasanız bile, siz halâ her birkaç dakikada bir refleksif bir şekilde aletinize bakma isteği içinde kendinizi bulabilirsiniz ve siz bu dürtüyü gözardı etseniz de, konsantrasyonunuz bozulacaktır.
PLOS One dergisinde yayınlanan 2014 yılında yapılan bir çalışmada, odaklanama becerisi konusu bir yana, “medyada çok iş”le ya da pek çok web sayfası, aplikasyonlar, programlar ya da diğer dijital uyarıcılarla aynı anda uğraşıp, çoğu vaktini harcayanların beyinlerinin düşünce ve duygu kontrolü içerdiği kısımlarındaki gri maddelerinin daha az olduğu tespit edilmiştir.
Londra Kolej Üniversitesi’nden bu araştırmayı yürüten ve araştırmanın baş yazarı Kepkee Loh şunları dile getirmekte: “Aynı yapısal değişiklikler, obsesif- kompulsif bozukluklar, depresyon ve endişe bozuklukları ile de ilişkilendirilir.”
Atchley, daha çok araştırmadan ortaya çıkan şeyin; pek çok cihazın aynı anda kullanılması, irade ve karar vermede önemli rol oynayan beynin prefrontal korteksini bombardıman ettiğini söylüyor ve şunu açıklıyor: “Prefrontal korteks, bizim aptalca şeyler (örneğin;abur cubur yiyip yemememiz ya da araba kullanırken mesajlaşıp mesajlaşmamız) yapmamızı engeller.”
Atchley: “İnsan beyninin bu kısmı, 20 yaşın başlarına kadar “tam olarak gelişmiş bağlantılar”kuramaz.” Pek çok cihazın kullanımının çocukları ve ergenleri etkileyebilecek olması Atchley’i endişelendiren bir başka konudur.
Peki o zaman bunun tedavisi nedir?…
Atchley ve Strayer’in 2012 yılında yaptıkları ve yayınladıkları bir araştırma, doğada zaman geçirmek, teknoloji le geçirilen çok fazla zamanın odak-törpüsü etkilerini etkisiz hale getirebileceğini göstermektedir. Ayrıca, meditasyonun, odaklanmayı güçlendirici yararları da mevcuttur.
Strayer,telefonunuzu sessize almak ve her 30 dakikada bir gönderceğiniz maillerinizi yazmanızın cihazlarınızı kullanmada iyi bir strateji olabileceğini ve onların kölesi olmamız gerektiğini söylemekte.
Tabii ki, en son ve büyük teknolojilerin pek çok yararı mevcut. Arkadaşlarınla irtibatta kalmanın rahatlığı ve kolaylığı büyük bir şey. Ancak, dijital anlamda dikkat dağılmasının zararı söz konusu olduğunda pek çok soru ortada kalmakta.
Atchley: “Bir taraftan hesaplamalar yapmaya çalışırken, diğer taraftan da Twitter’da neler olup bitiyor’u merak eden bir Einstein düşünsenize!… Belirli bir iş üzerinde konsantrasyonunu kurmuş insanlar inanılmaz buluşlar yapmaktadır ve ben, bu cihazların bizim bu becerimizi elimizden alıp, almadığı konusunda endişeliyim.”

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Holografik Gerçekliğimiz...

Holografik Gerçekliğimiz

Bir Hologramda Yaşamak: Holografik Gerçekliğimiz
Collage of human head, molecules and various abstract elements on the subject of modern science, chemistry, physics, human and artificial minds
Dünyanın ve içinde yaşadığımız gerçekliğin somut ,fiziksel ve aynı algıladığımız gibi olduğuna inanarak büyürüz. Ancak, bu düşünce prosesi, sadece açıklaması zor olan çeşitli fenomenlerle bir illüzyon olduğunu fark ederken, ayrıca algılarımızla da bunun objektif bir gerçekliği yansıtmayan tamamen subjektif bir gerçeklik olduğunun farkındalığına varırız.
İnsanoğlu tarafından yakın tarihte elde ettiği bilgi ve enformasyondaki belirgin gelişmelerle, gerçekliği nasıl algıladığımız radikal bir değişimle formüle edilmekte.
Bir zamanlar madde parçacıklarının dağıldığı boş bir uzay olarak görülen evren, şimdi, bizim biyolojik ve teknolojik araçlarımız tarafından görülmeyen bazı ana gerçeklikten açığa çıkan holografik bir projeksiyon olarak kabul edilmektedir.
Holografik gerçekliğe dair kanıtlar, gözardı edilemeyecek kadar fazladır. Bunu daha çok kabul etmemizi sağlayan şey de; meditasyon, astral seyahat ya da dini amaçla (tanrıyı içinde hissetmek için) kullanılan psikoaktif maddeler-entojenler yolu ile bilincin ya da gerçekliğin basamaklarının üst hallerini yaşayanlar tarafından yapılan açıklamalardır.
Buna bir örnek vermek gerekirse; Paris Üniversitesi’nde 1982 yılında yapılan bir araştırmada, belirli şartlar altındaki atomaltı parçacıkların örneğin elektronların birbirinden ne kadar ayrı olsalarda birbiri ile hemen iletişime girdikleri tespit edilir. Onların birbirleri arasındaki mesafe ister 3 cm olsun, ister de 10 milyar mil olsun bu fark etmeyip, bir şekilde her bir parçacık diğerinin ne yaptığını biliyor gözükmektedir. Büyük fizik adamı David Bohm, bu tespitler altında objektif gerçekliğin mevcut olmadığına ve gözle görülen somut evren yerine, evrenin bir hayâl olduğu ve devasa ve inanılmaz derecede detaylı bir hologram olduğuna inanmıştır.
Bir hologram içinde tüm, parçalarda mevcuttur. Bütünü ne kadar bölseniz de, parçalar tümü ihtiva edecektir. Tıpkı üst- bilinç farkındalıklarının, küçük ya da total gerçeklikten ve gerçeklik Kaynağının kendisinden ayrı olarak gözüken her bir kısmın, Kaynağı ve vistavizyonunu-geniş perde sistemini (v.v.) ihtiva ettiğini göstermesi gibi.Holografik deneylerden ortaya çıkanlar neticesinde varılan sonuç; otonomi-özerklik ve ayrı olma özelliği bir illüzyondur ve herşey TEK BİR’dir.
TEKLİK, insan bilincinin aleminde açığa çıkan her bir ana inanç sisteminde, var olan bir kavramdır. Dolayısıyla, yakın zamandaki keşifler, açığa çıkmış gerçekliği uygun şekilde destekler niteliktedir ve aslında yeterince kanıt da göstermektedir ki; evrenin kendisi bir projeksiyondur, bir hologramdır. Eğer atomaltı parçacıklarının görülen ayrılığı bir illüzyon ise, bu şu anlama gelir;gerçekliğin daha derin bir seviyesinde evrendeki herşey sonderece, süregiden bir şekilde birbirine bağlıdır.
İnsan beynindeki bir karbon atomundaki elektronlar, yüzen her bir somon balıkla, atan her bir kalple, gökyüzünde parlayan her bir yıldızla bağlantılıdır. TEKLİK hakimdir, hükmünü sürer.
Holografik bir evrende, uzay ve zaman bile artık temel birimler olarak kabul edilmezler. Çünkü,gerçek anlamda hiç birşey birbirinden kopuk, ayrı olmadığı için lokasyon gibi kavramlar anlamını yitirir, zaman ve 3 boyutlu uzay, TV ekranındaki balık gibi görüntüler, bu derindeki düzenin projeksiyonu olarak görülmelidir. Gerçekliğin derin planında, geçmiş, şimdiki an ve geleceğin aynı anda mevcut olduğu bir çeşit süper-hologram mevcuttur.
 İçinde yaşadığımız 3 boyutlu evren, uzay ve zaman dışındaki temel gerçekliğimizden yaratılmış bir hologramdır. Dolayısıyla, bu, “gerçek” olan, BİRşeyin kopyasıdır ki bu da bizim hakiki özümüzün “gerçek”ten meydana gelmesi anlamı akla mantıklı gelmektedir. Bizim bilincimiz bize gerçek gelir. Bilinç herşeydir ve hiç birşeydir de. Herşey O ise, o zaman bilinç de O’dur.
 Holografik gerçeklik konusunu daha da geliştirmek için, şunları da değerlendirmeli:
  • Holografik evren neredeyse tüm paranormal ve mistik deneyimleri açıklamaktadır.
  • ÖlümeYakın Deneyimler, holografik evren tarafından açıklanmaktadır; ölüm, bir kişinin bilincinin hologram gerçekliğin bir seviyesinden diğer seviyesine geçmesidir.
  • Beynin mevcut nörofizyolojik modelleri yetersizdir ve sadece holografik model, kollektif bilinci hisseden ve diğer olağandışı fenomenleri deneyimleyen bilinç değişikliği durumlarındaki arketip deneyimler gibi şeyleri açıklayabilir.
  • Holografik evren modeli, paralel gerçekliğin ziyaret edildildiği gibi şeylerin olduğu, lucid- bilinçli rüyayı açıklar.
  • Eşzamanlılık, holografik model ile açıklanabilir. Bizim düşünce prosesimiz önceden düşünüldüğünden daha çok bu, fiziksel dünya ile derinlemesine bağlantılıdır. Ayrıca şunu da not alın; “eşzamanlılık”, yeni bir farkındalık ya da içgörüden önce zirveye çkma eğiliminde.
  • Telepati, özsezi, evrenle bir bütün olmaya dair mistik hisler ve hattâ psikokinezi holografik model ile açıklanabilir.
  • Holografi, beyinlerimizin çok küçük bir alanda çok fazla bilgiyi nasıl depolayabildiğini (beynimiz 280,000,000,000,000,000,000 bit bilgi depolayabilir) açıklayabilir.
  • Holografi, ayrıca, bizlerin nasıl hatırlayıp ve unutabildiğini, nasıl çağrışımlı belleğe sahip olduğumuzu, tanıdık şeyleri nasıl tanıyabildiğimizi, yeni becerileri nasıl transfer edebildiğimizi, “dışarda” bir dünyayı nasıl oluşturduğumuzu, “hayalet uzuv”a nasıl ve fotografik bir hafızaya nasıl sahip olabildiğimizi de açıklayabilir.
  • Beynin kendisi de o zaman,uzay –zaman dışı temel bir gerçeklikten yaratılan holografik bir projeksiyondur.