23 Nisan 2016 Cumartesi

Korkuların Üstesinden Gelmek..

Korkuların Üstesinden Gelmek

Beyninize farklı düşünmeyi öğreterek
korkuların üstesinden gelebilirsiniz.

korku
"Herkes bir şeylerden korkar: örümcekler, karanlık, varlığın anlamsız gerekliliği gibi… Bu korkuların üstesinden gelemeye ne kadar çalışsak ya da onlardan kaçsak da içimizde derinlerde bir yerde korkular hep saklı kalmakta. Ve bu korkular, rastlantı sonucu ortaya çıkana kadar da çoğu zaman unutulmuş olarak kalır ve bizler, “bunlar olmasaydı nasıl daha iyi bir yaşama sahip olurduk?…” diye o zaman düşünürüz.
Aslında çok şanlıyız, çünkü; neden korktuğumuz ve bu korkuların üstesinden nasıl geleceğimiz bilimsel araştırmaların ana konusu. Psikologlar, beynin korku tepkisi verdiği andaki görüntülerini tespit edip, derleyebiliyorlar. Belki günlük yaşamda bu tespitler bize çok fazla birşey ifade etmeyebilir, ancak sunulan bir kaç anahtar strateji ile insanlar huzurlu da yaşabilirler.

Korku Nedir?

Beynin bir arada ortaya koyduğu bir çok becerinin aksine, korku çoğunlukla tek başınadır. Korku,beyne ulaşan, sinyallerin gözden ve kulaktan geçerek, sinir uyarımlarına dönüşüp, doğrudan ulaştığı yer olan gözümüzün arkasındaki iki badem şeklindeki amigdalada yaşar.
Bu sinyaller daha sonra, ilkokuldan beri beynimize kazınmışolan “savaş, kaç ya da donup kal” şeklindeki listeden bir aksiyon planı yaratmak için bütünleşik anıları kullanır.
Örümcekler, ürpertici böceklerdir ve kimse onlardan hoşlanmaz, ve onların bir şey yaradığın da düşünülmez. Mesela; onu mutfağınızın yerinde görseniz, muhtemelen çığlık atıp, en yakın sandalyenin tepesine çıkarsınız.
Bu hareketi bilimsel olarak bunu şu şekilde açıklayabiliriz; örümceğin görüntüsü, korkuya dayalı anınızı tetiklemiş ve bu da kaslarınızın bir eyleme geçmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığında, korku bir duygu değil, daha çok bir harekettir. Sonuç olarak, sandalyenin tepesine atlamayı siz seçmiyor; bu hareketi sadece yapıveriyorsunuz. Bu ayrıca şu demek: korkularbazı noktalarda kışkırtıcı bir hareketin , bir hayvanın, bir his ya da olayların olumsuz  bağdaştırılmasından dolayı açığa çıkıyor olabiliyor ve çoğunlukla bu korkular, bebeklikten itibaren oluşmakta. Örneğin; yükseklik korkusu gibi.
2013 yılındaki bir çalışmada, emeklemeye erken başlayan bebeklerin, daha geç başlayanlara göre düşmeye karşı (1metreden düşüş) daha çok korku reaksiyonu verdiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla da emekleyerek içinde bulunduğu çevreyi daha iyi tanıyan bebekler düşme tehlikesini daha iyi değerlendirirler, öte yandan emeklemeyen bebekler, bu değerlendirmeyi yapamadıklarından dolayı korkuyla karışık şaşkınlık içinde kaldıkları gözlemlenir.
Yükseklik ya da örümcek korkusu, pek çok korkudan sadece bir tanesi ve tüm korkular belirli bir fobi olarak kendini göstermeyebilir. Örneğin; önemli bir konuşma öncesinde gelen ani endişe dalgası ya da bir endişe atağından gelişen korku gibi. Ancak iş, genel anlamda korkuların üstesinden gelmeye gelince, bu oldukça da önemli olabilir. Bilim insanları, insanların geçmişte oluşturduğu olumsuz ilişkilendirmeleri kırarak, korkuları yenebilecekleri yollar aramakta. Bunun için de bazı seçenekler menüsü önermekteler.

Tümüyle Bundan Nasıl Kurtulunur?

Bilim insanları, korkunun giderilmesini “ortadan kalma, tükenme (extinction)” diye adlandırmak istiyorlar. Korku, uyarıcının herhangi bir fizyolojik ya da davranışsal tepkiyi tetiklemediği anda ortadan kalkar. Bu, genellikle maruz bırakma terapisi, fizyolojik olarak yeniden, farklı bir açıdan bakma ve birazcık da hormonların yardımından oluşan bir karışımla olur.
Maruz bırakma terapisi isminden de açıkça anlaşıldığı gibi; bir kişi yılandan korkuyorsa, o kişi yılanlarla temasını derece derece artırır, ta ki  yılanlarla birlikte olmaktan dolayı rahat hissedene ya da onlardan korkmayana kadar. Buna da ilk olarak, yılanların resmine bakarak ve nasıl hissettiğini dile getirerek başlanabilir. Bu, “duygu etiketlemesi” olarak bilinir ve korku veren bir uyarıcıya karşı kişinin otomatik tepkisini listeleyerek çalışır. Bilim insanları bunu 2007 yılında yaptıkları bir çalışmada çok ilginç bir şekilde tespit etmişlerdir. Deneye katılanlar bağırsak reaksiyonlarını dile getirirken, amigdala tepkisi, bütünleşik duygusal tepki sistemlerinin diğer kısımlarıyla birlikte hafiflemiştir. Onlar düşünmeden ortaya konulan bir tepkiyi nasıl hissedeceğine dair bir seçeneğe dönüştürmüşlerdir.
Bu teknikler sadece genel fobilerde iyi çalışmıyor ayrıca günlük korkularda (endişe, stres ya da tedirginlik, sinirlilik gibi formlarla açığa çıkan çeşidiyle) da işe yarıyor.
Biz reaksiyonları deneyimlediğimizde, beynimiz kortizol ve adrenalin salgılar. Bilim insanları bunları terk etmenin bir yolunun da; sarıldığımızda, öpüştüğümüzde ya da bir kişi ile yakınlaştığımızda salgıladığımız “aşk hormonu” diye bilinen oksitosin’den geçtiğini bulmuşlardır.
2014 yılında bilim insanları oksitosin burun spreyinin  uyarıcıya karşı deneklerde korkunun giderilmesine yardımcı olduğunu tespit ederler. Araştırmacılar, bu tespitlerin  kaygıya sahip olan hastalar için çok büyük  çıkarımlara sahip olabileceğini açıklarlar. Günlük hayatta bu, sarılarak güven vermenin korkunuza yönelik tüm davranışlarınızı değiştirebileceği anlamına da gelmektedir.
 Sinir bozucu ve rahatsız edici korkular hakkında söylenip dururarak, onları geçiremezsiniz. “Sakin olmalısınız” şeklindeki bilindik tavsiyenin aksine, belki de en iyi tavsiye “harekete geçmelisiniz” olmalıdır. 2013 yılında, bilim insanları, deneklerin kendilerini şişirip,göğüslerini kabartıp, gaza getirdiklerinde, endişe performans oranlarının önemli derecede düştüğünü tespit ederler. Benzer şekilde psikolog Amy Cuddy şu ünlü çarpıcı güçlü duruşu (“güç duruşu”) bulmasıyla “Muhteşem Kadın” ünvanını almıştır. Önemli bir mülakat ya da toplantıdan önce ortaya konulan bu duruş, testesteron salgılatır ve kendine güveni artırır.
Eğer tüm bunlar da işe yaramaz ve dünyadaki en çok bilindik fobilerden bir tanesi olan bu örümcek fobinizden kurtulmak isterseniz, bunun için bir aplikasyon-uygulama da mevcut.

Gücü Geri Almak

Bir korkunun üstesinden gelmek, çaresiz ve tek başına bir uğraşı gibi gelebilir.  Psikologlar, otomatik tepkilerden kurtulmak demenin, bu deneyimin neden korkutucu olduğunu anlamaktan, kabul etmekten geçtiği konusu üzerinde durmaktalar.
Yapacağınız önemli konuşmalar, beyninizi hayatta kalmanın risk altında olduğuna ikna eder. Çünkü, gıda ve korunağa sahip olan grup içinde kalmak için eski insanlar, sosyal onaya ihtiyaç duyarlardı. Böcekler ve sürüngenler (zararız kertenkele ya da bahçe yılanı bile olsa) zehir taşıyan vahşi hayata dair başlıca kuvvetli bir tepki uyandırır. Korkular ne kadar derine gömülü ise, bu duygusal bariyerlerin üstesinden gelmek de o kadar zordur ve bunların kökeni çocukluk yıllarında yaşanmış ve henüz dile getirilmemiş bir olayda saklı olabilir.
Çoğunluğun önerdiği püf noktası; korkulan şeyin sizin kontrolünüzde olduğunu fark etmektir. Sadece yapmamız gereken şey; bununla yüzleşmek için cesur olmamız."
ALINTIDIR!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder