22 Haziran 2015 Pazartesi

Orucun Yararları...

Orucun Yararları

ORUCUN YARARLARI BİLİMSEL OLARAK AÇIKLANDI: ORUÇ, BEYNİNİZİ SÜPER ŞARJ EDİYOR!
oruc1
Oruç Beyin Fonksiyonunu Geliştiriyor
 Yeni araştırma, orucun, beyinde yaşlanma etkilerini belirgin şekilde azalttığını ortaya koymakta. Orucun, tüm vücudda çok güçlü anti-enflamatuar (iltihap önleyici) etkisine sahip olduğu bilinmekte.
Önde gelen bilim insanları, şimdilerde orucun beyin fonksiyonlarını artırıcı ana stratejilerden bir tanesi olduğuna inanmaktalar.
oruc2
2 Başlıca Evre: İnşa Etme-Geliştirme ve Temizleme
Yemek, bedeni geliştirme evresine geçmek ve hem gıdaları, hem de toksinleri depolamak için uyarır. Bu evre, yeni hücrelerin ve dokuların gelişimi için gereklidir ve gıdalar kıtlık zamanları için de depolanır.Bu gelişme evresinin fizyolojisi, genelde insülin hormonu tarafından yönetilir.
6 saatten fazla tutulan oruçla temizleme evresi başlar. Temizleme evresi, eski hasarlı hücrelerin parçalara ayrıldığı, doğasında kataboliktir-yıkımsal bir yapıya sahiptir. Bu proses, hücrelerin atık maddeleri geri dönüştüğü, atık ürünleri regüle edip, tamir ettiği beyin otofajisini ya da “kendi kendini yemeyi” çalıştırır. Bu genetik tamir mekanizmaları, insan büyüme hormonunun(HGH) salgılanması ile çalışmaya başlar.
Oruç, iltihaplanmaları azaltan, bağışıklığı artıran ve doku iyileşmesini geliştiren en güçlü usüllerden bir tanesidir.
 İnsanların midesinin bulunmasını bir nedeni de enfeksiyon kapmalarındandır. Oruç ile beden bulunduğu ortama karşı içsel doğal bir bağışıklık kazanıp, güçlenecektir.
oruc3
Oruç Büyüme Hormonunu Artırır
 Büyüme Hormonunun (HGH), yağ yakımı ya da protein koruyuculuğu gibi metabolizmadaki fizyolojik değişimler yarattığı bilinmektedir. Proteinler ve amino asitler, beyin ve nöron işleyişinin gelişmesi için kullanılırlar. Onlar, ayrıca, işlevselliği ve kas,tendon, bağ dokusu ve kemiklerdeki gücünü artıran doku kolejenini tamir ederler. HGH ayrıca, deri fonksiyonlarını geliştirir, kırışıklıkları azaltır ve kesikleri ve yanıkları tedavi eder.
Intermountain Tıp Merkezi Kalp Enstitüsü’nden araştırmacılar, 24 saatlik bir oruç tutan erkeklerde büyüme hormonunun (HGH) %2000 arttığını ve kadınlarda da bu artışın %1300 olduğunu yaptıkları araştırma neticesinde tespit ederler.
Araştırmacılar, oruç tutan kişilerin belirgin bir şekilde trigliseridlerinin düştüğü, büyüme hormonları HDL(iyi kolestrol-45 mg’nin altında olması arzu edilmiyor) yükselttiği ve kan şekerini stabilize ettiğini bulurlar.
 İnsülin ve HGH arasındaki dans:
 Büyüme hormonu (HGH) ve insülin iki yarı fonksiyona sahiplerdir.
HGH, doku onarımı, etkin enerji kullanımı ve anti-enflamatuar bağışıklık aktivitlerine odaklıyken, insülin, enerji depolanması, hücre bölünmesi ve pro-enflamatuar bağışıklık aktiviteleri konusuna odaklıdır.
Insülin, bu oyunda dominant olan oyuncudur. Durumlar insülin salınımı(karbonhidrat alımı) gerektirdiğinde, HGH engellenir. Buna ek olarak, çok fazla protein ve yağ, insülini uyarmayabilir ama bunlar, HGH salınımını engelleyebilir.
Araştırmalar, nöral otofajinin (kendi kendini yeme- hücrede dejenere olmuş organellerin lizozomlar  tarafından yutulması) bozulmasının beyinde nörolojik dejeneratif artışı ile sonuçlandığını tespit ederler. Yüksek seviyede insülin sirkülasyonu, nöral otofajinin azalmasına ve dejeneretafi durumlarında olduğu metabolik problemlerin azalmasına neden olur.
Oruç,beynin kendi kendini temizlemesi için  ve yeni nöron oluşumu ve optimal fonksiyonda hücre iletişim hatları için gereklidir. 
                                           Orucun Yararları
–        Bağırsağınızın sağlıklı olmasına yardım eder
–        İltihaplanmaların azalmasını regüle eder
–        Açlık hormonu ghrelin ve tokluk hormonu leptinin hassasiyetine yardım eder
–        Yağları yakmaya başlarsınız
Oruç ve Egzersiz
 Beyindeki temizleme evresi, beden yapılandırma devresine yöneldiğinde gizli bir şekilde çalışır. Bedenin yapılandırma fazına geçtiğinde, bedenin  bu duruma inanılmaz şekilde adapte olmasını sağlayan  bir çeşit ön-yük temin eder. Bu da nöral bağlantıları güçlendirir ve beyin fonksiyonunu geliştirir. Oruç bu temizleme evresi için gereklidir.
Uzmanlar, orucun beyin hücrelerini çok hafif bir stres altında tuttuğuna inanmaktalar ki bu, kas hücreleri üzerinde yapılan egzersizin ortaya koyduğu etkiler ile benzer.
 Beyin Türevli Nörotrofik Faktör(BDNF)
Beyin Türevli Nörolojik Faktör (BDNF) seviyeleri, yeni nöron oluşumunu ve beyin içindeki sinapsların ve çeşitli hat iletişim gelişimini yönetir. Yüksek BDNF seviyeleri daha sağlıklı nöron oluşumuna ve nörolojik hücreler arasında daha iyi iletişim proseslerine neden olur.Düşük BDNF seviyeleri, bunama, Alzheimer, hafıza kaybı ve diğer beyin işeyişi problemleri ile ilişkilendirilmektedir.
 Araştırmalar göstermektedir ki; orucun, tüm beden üzerinde anti-enflamatuar etkiye sahip olduğu, astım, Alzheimer ve Parkinson hastalıklarında da çok önemli olumlu sonuçların alınmasına etken olmaktadır.
Mattson ve meslektaşları, MRI teknolojisi ve diğer testleri kullanarak, orucun beyin üzerindeki etkisini daha detaylı bir şekilde çalışmak için hazırlanmaktalar.

18 Haziran 2015 Perşembe

GENÇ VE SAĞLIKLI KALMAK İÇİN TİMÜS BEZİNİZİ DÖVÜN...

GENÇ VE SAĞLIKLI KALMAK İÇİN TİMÜS BEZİNİZİ DÖVÜN.

Timüs bezi
Timüs’ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazım………..
Genç ve sağlıklı olmak ve kalmak için Timüs’ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazım.
Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur.
Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur.
Anadolu’da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur.
Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.
Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.
Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.
Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır.
Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.
Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. “KAHKAHA” atabilirsiniz.
Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.
Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce “hiç değişmemişsin, ne gamsızsın…” deriz ya, işte timüs bezinin gücü.
Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.
Bir de Google’dan bakalım:
Mutluluk ve Timus bezi ..
“Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir.”
Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: timus.
Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.
Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.
Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.
Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.
Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:
Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek. Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi’ nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin
küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Beyin Ağlarının Genetik Temellerini Buldular!

Bilim İnsanları Beyin Görüntüleme ile Beyin Ağlarının Genetik Temellerini Buldular!

brean1
 Stanford Tıp Fakültesi’nde yapılan yeni bir araştırmada; birbirlerinden ayrı beyin bölgeleri arasındaki senkronize olmuş fizyolojik etkileşimin genetik temellere sahip olduğu bulundu.
Bu araştırmanın baş yazarlarından Nöroloji ve Nöroloji Bilimleri yardımcı profesörü Michael Grecius, Stanford Üniversitesi’nde yapılan bu araştırmayı, Seattle merkezli Allen Beyin Bilimleri Enstitüsü ve çok merkezli Avrupa Projesi olan IMAGEN konsorsiyumun desteklendiğini bildirmekte.
Nörobilimciler tarafından ortaya çıkan ortak görüş; bilişsel operasyonların sadece beynin tek tek bölgelerinde  faaaliyet göstermediğini ayrıca birbirinden uzak pek çok beyin bölgelerinin (birbiri ile beyaz madde yoluyla otomatik olarak ya da dolaylı olarak ara düğümler yoluyla bağlanan) fonksiyonel bir bağlantıyı paylaştıkları. Bu bölgelerdeki aktivitenin de sıkı bir şekilde birleşik olduğu anlamına da gelmektedir.
Herhangi bir fonksiyonel aktivite, en fazla, normal olarak bu ağla ilişkili bir işi ortaya koyduğu süre boyunca aktiftir. Otobiyografik hafızada olduğu gibi. (“Dün akşam yemekte ne yedim?”)
Ancak, bileşimde yer alan bölgelerin aynı zamanlı aktivitesi, ağlar çalışmazken de çalışmaya devam eder. Stanford Üniversitesi Hafıza Bozuklukları Merkezi müdürü Greicius: “Bir düzineden fazla fonksiyonel ağlar, dinleme-evresi fonskiyonel manyetik rezonans görüntüleme (rsfMRI ya da R-fMRI) ile tanımlanmıştır.”
Dinlenme-evresi sürsesince rsfMRI taramalarında, kişilerden, bir süreliğine uzanıp rahatlamaları istenir. Bu taramaların sonuçları; kişilerin beyinlerinin fonksiyonel ağlarının, kendi ayırd edilebilir frekansları ve fazlarında tıpkı radyoda, aynı anda yayın yapan ama sessizce bu yayını yapan radyo istasyonları gibi çalışmaya-konuşmaya devam ettiğini göstermektedir. Ancak, beyin boyunca beynin farklı bölgelerindeki lokal kan akışlarını ölçen dinlenme-evresinden beyin görüntüleri elde edilse de edilmese de, aslında yansıyan bu nöral aktivite tartışmaya açıktır.
Greicius: “dinlenme-evresi ağ aktivitesinin doğruluğu konusunda bazı şüpheler mevcuttu. Biz daha derine inip, bu görüntülerin sonuçlarının moleküler temellerini görmek istedik ki bu da; beyinin bu muhteşem foksiyonel ağ bağlantı yapısını dinlenirken bile sürdürdüğünü göstermektedir.”
İlk olarak, Greicius ve meslektaşları, 15 sağlıklı yetişkin gönüllüden sadece uzanıp, rahatlamalarını isterler ve 8 dakika kadar onların dinlenme-evresindeki beyin görüntülerinden sayısal datalar elde ederler. Bu onların çok iyi çizilmiş, pek çok fonksiyonel ağların yerine belirlemelerini sağlar.
Daha sonra araştırmacılar, fonksiyonel ağlara denk gelen bölgelerdeki bu fonksiyonel bağlantıyı destekleyen ya da en azından içeren gen-ifade profillerinin (her bir insan genomunun yaklaşık olarak 20.000 bilinen geninin aktivite seviyesinin ölçülmesi) araştırırlar.
Yaşayan insandaki beyin dokularının gen-profil ifadelerini elde etmek için noninvasif-müdahelesiz bir yol yoktur. Ancak, şimdi İsviçre, Cenevre’de bulunan Cenevre Üniversitesi’ndeki Greicius’un laboratuvarında çalışan doktora derecesine sahip araştırmacı Jonas Richiardi, titizlikle arşivlenen dataya sahip olan Allen Enstitüsü’nde ölüm sonrası insan beyin örnekleri koleksiyonunu, dikkatli bir şekilde eklenen notlarıyla kullanır. Enstitü’deki bilim insanları, beyinin belirli lokasyonlardan çıkardıkları bir kaç yüz dokunun gen-ifade profillerini çıkarmışlardır. Richiardi, Nöroloji dalı öğretim üyesi olan Dr. Andre Altmann’la bu araştırma hakkındaki bilgileri beraber yazarak paylaşırlar.
Greicius ve meslektaşları, odak noktalarını beynin her iki yarım küresindeki ayrık ve bitişik olmayan bölgelerden oluşan 4 fonksiyonel ağ ile ilişkilendirilen kortikal alanlara kadar çalışmalarını daraltırlar ve bunlar, Allen Enstitüsü’nün insan-beyin veritabanında çok iyi bir şekilde sunulur.
Araştırmacılar, beynin istirahat modunun (default mode) otobiyografik hafıza ile ilişkilendirilen ağının yanında, beynin duyu-motoru, mekansal görüş ve salience-dikkat çekme-duygusal ağlarının bileşen bölgelerinin gen ifade profillerine bakarlar.
Araştırmacılar, özellikle ağlar arasında ya da ağların dışında değil de bir ağ içerisindeki daha çok senkronize şekilde bölgeden bölgeye gen ifadelerinin yükselip alçaldığı belirli bir dizi gen aramaktadırlar. Onlar gelişmiş istatiksel metodları kullanarak, her bir ağ içindeki bölgelerdeki gen ifadelerinin ilişkili bir kalıbını gösteren 136 adet genden oluşmuş bir dizi tanımlarlar. Greicius,bu 136 genin herhangi tek bir ağa özgü olmadığını dile getirir. Greicius, bir bölgedeki herhangi bir ağdaki yüksek, orta ve düşük seviyede ifade edilmiş bu genlerden herhangi bir tanesinin, hangi ağın olduğuna bakılmadan, o ağın diğer bölgelerindeki yöndeş-ona karşılık gelen seviyede de ifade edilmekte olduğunu söyler.
Önemli bir nokta; bu genlerden bir miktarı, sinir hücrelerinin işaretini taşıyan aktiviteye(elektrik uyarıların üretilmesi,yayılması) yardımıcı olan protein kodlamaktadır. Bazıları, sinir hücrelerinin dış zarlarına kadar yayılan voltaj farklılıklarını devamlılığını sağlayıp, modüle eden iyon kanallarıdır. Diğerleri, bir devre içerisindeki bir sinir hücresinin diğeri ile irtibat kurduğu  birleşme yerinde bulunurlar.
Stanford Ekibi, tespitlerini başka bir veritabanına yönelerek doğrularlar. IMAGEN konsorsiyum, 14 yaşındakiler üzerinde geniş çapta görüntülemeye,bilişsel ve genetiğe dayalı testler yürütmektedir. Bu testlerle, bu yaşta çocuklar içerisinde kimin 16 yaşına girdiğinde madde bağımlılığı gibi bir problemle karşılaşma konusunda en yüksek riske sahip olduğu tespit edilmeye çalışılmaktadır. Diğer şeylerin arasında, IMAGEN veritabanı, deneklerin genom dizilim normlarındaki çok küçük değişkenlerin bile içerdiği detaylı enformasyona sahiptir. Altmann, 259 sağlıklı ergen içindeki ilgilendikleri 136 gende bulunan değişkenlerin analizinde başı çekmektedir. Bu deneklerin ağ-bağlantı gücü, kısmen, bu 136 genin genetik-değişken profilleri tarafından belirlenmiştir.
Allen Enstitüsü’nin beyin ve fare bağlantı atlası olan iki ek data setinden elde edilen doku örnekleri kullanılarak yapılan ek deneyler de, insanlar üzerinde yapılan araştırmlardan elde edilen bulguları onaylamakta ve desteklemektedir. Altman: “Bu paylaşılan ve geniş çapta güven uyandıran data seti, bu çalışmanın bir başka önemli özelliğidir ve bilimsel datanın rahatça ulaşılabilir  olmasının değerine de dikkat çekmektedir. Bizim bir fikrimiz vardı ve epey zahmetle topladıkları datayı paylaşacak istekli işbirlikçiler bulduk.”
Fonksiyonel-bağlantıyla ilişkili gen setlerinin tanımlanması, örneğin; nörodejenerasyonun bir ağ içinde nasıl çoğaldığını bulmak gibi, hedeflenmiş klinik uygulamaları için bir imkan sağlamaktadır.
Richiardi: “Bizim bu çalışmamız, bir takım nöropsikiyatrik bozukluklar için potansiyel çıkarımlara sahip.”
Örneğin; kanıtlar, Alzheimer hastalığının, bir kişinin yakın zamandaki otobiyografik olayları hatırladığında aktif olan beyindeki istiharat-default-mod ağı diye adlandırılan bir bölgeden bir diğerine yayıldığını ortaya koymakta. Dinleme-durmu görüntüleri, fMRI’ın uygulanmadığı zamanlarda istisnai bir potansiyele sahip. Alzheimer hastaları, örneğin; hafızaya dayalı işlere odaklanmada zorluk çekmekte. Gelecekteki çalışma, diğer ağlar içinde değil de, tek bir ağ içindeki bağlantıya sahip gen ifadeleri üzerinde odaklanmayı içerecektir. Örneğin; istirahat-default modundaki bu ağa bağlı belirli genler üzerinde odaklanılarak, Alzherimer hastalığına yönelik yeni anlayışlara sahip olunabilir.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Sibirya Sedir Yağı,

Sibirya Sedir Yağı, Kremi, Şampuanının Yararları...
Sedir ağacı esansiyel yağı vücuda yararının yanı sıra duygusal dengeyi sağlamak için de çok yönlü olarak kullanılabilir. Sedir ağaçları 1000 yıl kadar yayar iğne yapraklıdır. Yaprağını dökmezler.

Sedir ağacı, Kudüs'teki Süleyman tapınağında kullanılmıştır. Eski Mısırlılar ve Amerikan Yerlileri sedir ağacından ürettikleri, yağı, hem kozmetik ve tıbbi yararları için kullanmışlardır. Sibirya Sedir Yağını tütsü, parfüm ve kolonya olarak kullanılınca tatlı, derin, kendine has odunsu koku yayar.
Sedir Esansiyel Yağı niçin kullanır?
Sibirya sedir ağaçlarından türetilen yağ kadar faydalıdır. Bu yağda, alfa-sedren, beta sedren ve sedrolün yanı sıra çok sayıda seskuiterpen gibi doğal maddeler bulunur, bu da zihin ve bedeni etkileyen durumlarda kullanılabilmektedir.
Deri ve saça kullanılır mı?
Bu esansiyel yağ cilt yararına çeşitli şekillerde kullanılabilir; kaşıntı, egzama, sedef, akne, yağlı cilt, kepek, Yağlı saçlarda sorunlarında yararlanılıyor.
Döküntüleri, tahriş olmuş mantar enfeksiyonlarına sedir Yağı ile birlikte; tatlı badem, jojoba, avokado yağı, Hindistan cevizi yağı gibi, etkilenen bölgeye bir Çorba kaşığı sedir yağının içine bir kaç damla katarak kullanınız.
Eğer yağlı bir cilde sahipseniz bir temizleyici olarak kullanabilirsiniz. Kostiksiz Sabun ve doğal katkısız kremlere birlikte kullanabilirsiniz.
Yağlı saçlar veya kepekli saçlar için tabii Şampuanın içine 10 damla koyunuz. Kesinlikle Köpüren şampuanların içine koymayınız. Kafa derisi ve saçınıza içine sedir Yağlı şampuan ile ovun ve 3-5 dakika bekletin. Bu işlem, aynı zamanda saç folikülleri teşvik ve saç kaybını önlemek için kafa derisi dolaşımını artırmak için kullanılabilir. Sonra su ile durulayın.
Stresi hafifletir
Sedir yağı da zihin ve beden üzerinde yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisi vardır, kaygı nedeniyle stresi azaltmak için size yardımcı olabilir. Uzun, stresli bir günün ardından gevşemeye yardımcı olabilecek yatıştırıcı ve rahatlatıcı bir etki sağlar, sık sık aromaterapi de kullanınız.
Burnunuzun üzerine ellerinizi koyun ve en az otuz saniye derin nefes ALIN, daha sonra Ellerinizin içine sedir Yağı damlatın (ya da bez) koklayın. Bu Aromatik koku anında beyinde endorfin etkisi yapıp sizi sakinleştirecektir. Evinizde sprey olarak kullanabilir, doğal, hoş aromatik kokusu ile sıcak, rahatlatıcı ve davetkar bir atmosfer oluşturmaya yardımcı olacaktır.

Ağrı Kesici
Sedir ağacı uçucu yağı, artrit, diğer kas-eklem ağrı ve sertlik için hafifletici etkisi bilinir. Sedir Yağı ile masaj yapınız
Göğüs Enfeksiyonlar
Sedin yağı akciğer ve solunum yollarına, balgam çıkarmaya yardımcı olabilir. Astım, bronşit ve tıkanıklıklarda anlık rahatlama için sıcak suya 2-3 damla koyup buharını soluyunuz. Ayrıca yatmadan önce boğaz ve göğüs bölgesi üzerine seyreltilmiş yağdan iki damla ile olabilirsiniz.
Hayız düzenler
Eğer düzensiz menstrüasyon varsa aylık dönemi düzenler ve pelvik bölgede kan akışını teşvik için sedir ağacı yağından yararlanabilir. Ağrı kesici olanak ayak tabanına uçucu 1-2 damla yağ uygulayın.
Diüretik Özellikleri
Sedir yağı vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir, bin idrar söktürücü olarak kullanmak için eline 2 damla yağ döküp, mesane ve böbrek alanlarını masaj yapınız. İdrar yolu enfeksiyonları kurtulmak için, sistit veya böbrek rahatsızlıkları banyo suyuna yağ 8 ila 10 damla ekleyin.
Böcek Kovucu
Pamuk üzerine 2 ila 3 damla ekleyerek, böcek kovucu olarak sedir ağacı yağı kullanın, sivrisinekler gibi diğer bir takım böcekleri kovmak için son derece etkili olduğu bilinmektedir.
Uyarı;
Hamileler sedir ağacı yağı kullanmaktan kaçınmalısınız. Bu uçucu yağ ciddi hassas cilt sorunları olan bireyler için tahriş edici olabilir. Uygulamadan önce bir yama testi yaptırmak en iyisidir.
Bazı uçucu yağlar yutulur veya gıdaya eklenebilir iken, sedir yağını ağızdan almak güvenli değildir. Bu çok güçlü bir yağ olduğu için, bu gibi bir sindirim sistemi kusma, mide bulantısı, susuzluk veya hasar gibi ciddi yan etkilere neden olabilir. Bu yüksek kan basıncı ya da belirli kalp koşullarına sahip kişiler tarafından kullanılmamalıdır. Doktorunuza Danışınız.

Sedir Yağı, Kremi, Şampuanı İçin Linke Dokununuz:http://www.marankialisveris.com/index.php…
Veya 0212.533.01.33 numaralı telefonu arayıp kapınızda ödeme seçenekleri de dâhil sipariş verebilirsiniz.
Çeviri: Ahmet MARANKİ ve KOBİK Ekip

6 Haziran 2015 Cumartesi

Bir stres giderici olarak yoğurt ve B6 vitamini..

Yarın Sabah Kahvaltınızda Kendinize Bir Güzellik Yapınız: "Bir stres giderici olarak yoğurt ve B6 vitamini" Hazırlayınız...
B6 Yiyeceği Nasıl Yapılır?
Stres altındaki insanların klasik yazılı olmayan cevaplarından birisi; "Hiç Vaktim Yok!" Size yarın sabah tüketeceğiniz harika bir yiyecek tarifi vereceğiz.
Temel B kompleks vitaminleri sizin sinirlerinizi beslemek için gereklidir. Bu besinlerin başında hakiki yoğurt gelir. (Raf Ömrü Uzun Yoğurtlardan Bahsetmiyoruz.) Yoğurtta, riboflavin (B2 vitamini), kobalamin (B12 vitamini) ve pantotenik asit (B5 vitamini) bulabilirsiniz. Bunlar B kompleks vitamini grubuna aittir.
B6 Vitamini Sağlıklı sinir sistemi daha iyi konsantrasyon ve stres azaltmak için özellikle önemlidir. B6 vitamini, vücuttaki tüm protein yapısı (hücreler ve dokular) amino asit kompozisyonu ile vücudun inşaasına gereklidir. Tek kelimeyle, B6 vitamini her şeyi kontrol eder.
Proteinler olmadan vücudun tüm fonksiyonları risk altındadır. B6 Vitamini sadece serotonin dopamin, melanin değildir, biyolojik saatimizi düzenleyen, bilişsel fonksiyonumuza yararı olan, B6 vitamini mükemmel vücut fonksiyonu için gereklidir.
B6 Vitamini birkaç nörotransmitterlerin (sinir uyarılarının iletimini sağlayan maddeler) yapımında katılır. B6 vitamini eksikliği, nörolojik ve psikolojik bozukluklar neden olmaktadır.
Hızlı kahvaltı için sağlıklı tarifi:
. 50 gr. Yulaf gevreği
. 200 MG. yağsız yoğurt
. 1-2 muz,
. 1 yemek kaşığı üzüm çekirdeği veya 3 yemek kaşığı kuru üzüm
. 2 yemek kaşığı susam
. 1 çay kaşığı maya
ve biraz tarçın.
Bu malzemeleri karıştırın, lezzetli ve sağlıklı bir kahvaltı yapın.
Stresi azaltmak ruh halinizi iyileştirmek ve güne başlamak için yeterli size yeterli enerjiyi sağlayacaktır.

2 Haziran 2015 Salı

YENİAY BOĞA’DA: SON NEFES..

YENİAY BOĞA’DA: SON NEFES

Boğa Burcu’nda gerçekleşen 07.13’te gerçekleşen yeniay etkisiyle ölümden önceki SON NEFES anını yaşayacağız. Yeniay enerjisi doğanın uyku evresindeki haline benzer tam uyanmaya hazır fakat gözlerini dünya hayatına açmamış bir insanın halidir. Secde öncesi Rüku hali misali… Son nefes anı olarak nitelediğim ÖLÜM öncesi düzlemde hepimiz NEFS’TEN NEFESE geçeceğiz.
Yeniay Anı haritasını incelediğimizde yükselende İkizler Burcu’nu görüyoruz. Çok yönlü, esnek, pratik ve yüzeysel yaklaşımların sergileneceği, iletişim temasının yüksek olduğu etkiler var. Ülkemiz açısından bakıldığında medya, iletişim, haberleşme, yayıncılık ve eğitim konularında bazı can sıkıcı durumların ortaya çıkacağı görünüyor. Zira yükselen yöneticisi Merkür’ün 12.evde yerleşmesi bazı basın müntesibi kişilerin tutuklanma, kayıplara uğraması gibi konuların yaşanacağını gösteriyor. Toplumsal alanda kitlesel bazı ayrım ve polemikler gündeme gelecektir. Zihinsel samimiyetsizliğin, toplumsal ikiyüzlülüğün cezasını yaşayacağımız süreçlerden geçeceğiz. Aldanma, dolandırılma, kandırılma gibi bazı durumların ortaya çıkması olasıdır. Fikir adamlarından birinin ani kaybı ya da hastalık haberini alabiliriz.
Yeniay temasının gerçekleştiği Boğa Burcu’nun DÜNYEVİ ZEVKLER ve MADDİ konulara olan ilgisinin oluşturduğu enerjiyle BAĞIMLI olduğumuz her şeyden ŞÜKÜR ve HAMD etmeyi hatırlamak suretiyle KURTULUŞA ereceğimiz gösteriliyor. HAMD, yok’a da edilir; ŞÜKÜR varlığa… Var’eden O; Yok’eden O!
Geleneksel anlayışın RAHİMİYET kanalında beslemediği şuurun dönüştürülmesi gerekiyor. 12.ev’de gerçekleşen böylesine bir yerleşim olayların RAB yani tekamül ettiren bir çerçevede zuhur edeceğine işaret ediyor.
Maddeye olan BAĞIMLILIĞIN azlığı ölçüsünde RAB tekamülünde etkiler size teğet geçecektir. Sabit, kırılmaz, değişmez, rutin, hantal GERÇEKLİĞİN; ÇOK YÖNLÜ bir anlayışa evrilmesi söz konusu olacak… Anlayış ve İdrak perdesi aralanıyor; kolay mı? size bağlı(!)
ŞÜKÜR ve HAMD hali seni okyanusun ötesine geçirecek köprüyü inşa edecek; nasıl mı? Cevap sen(Ya)sin… Elif… Lam… Mim..
Bilmesen de bilmek; görmesen de görmek; DUA sen OL yeter…
Rahman ve Rahim arasında DENGE sağlamak için KANAL-I MUHAMMEDİYE bilincinde HİÇLİĞİN mertebesine varmak dileğiyle…
En güzele emanet olun, hayırlardan hayrın kolaylıkla gelmesini temenni ederim.

MORFOJENİK ALAN (M-ALANI)...

MORFOJENİK ALAN (M-ALANI)


“Morfojenik Alan” terimini bedenimizin etrafındaki enerjiyi tarif etmede kullanırız. Bu alan,sinir sisteminin elektriksel enerji uzantısıdır. Tıpkı morfotüm elektriksel sistemleri çevreleyen elektromanyetik alanlarının olduğu gibi,beyin de, fiziksel bedenden yayılan kendi enerji alanı ile bir elektrik jeneratörüdür.
Pek çok kültür ve disiplin bu alanın varlığının farkındadır ve ona farklı isimler verirler. İnsanlar auradan, şakralardan, yaşam enerjisi chi’den bahsederken, muhtemelen aynı enerji alanından bahsediyorlardır.
Morfojenik Alan şeklindeki bu ismi, besinsel ve enerjisel şifalanma tekniklerine dair bir kaç sebepten dolayı seçeriz. Bu kelimeyi kendi içinde ayrıştırdığımızda “morph”, “değişmek”anlamına, “genic”ise “meydana gelmek” anlamındadır.Bu alanla ilgilenip, kullanmamızın amacı;herhangi bir sağlık problem olan bir hastanın sağlığında değişim yaratmak içindir. Bu da, bedeni hücresel seviyede ya da daha ötesinde beslemek gerektiğinden dolayı, besin ve bitkisel katkı, homeopati ya da diğer müdahelerle sağlanır.
Bizim koyduğumuz isim “morfojenik”, Dr. Royal Lee’nin çığıraçan el kitabı olan “Protomorfolojiye Giriş”te değinilen “morfogenetik” kelimesi ile benzerdir.Dr.Lee “protomorfojen(PMG)”i, hücre özelliklerinin morfogenetik belirlenmesinden sorumlu hücre kromozomun bileşeni olarak tarif eder. Bu hücre topluluğunun mavikopyası-anakopyasının(blueprint) en küçük birimi olarak tarif eder. Protomorfojen, Morfojenik Alan Tekniğinin(MFT) en önemli  parçasıdır.
Bizim yöntemimiz, yoğunluklu olarak, her bir hasta için besinsel protokol gelişimine rehberlik etmede bireysel hücrenin asıl enerjilerinin enerji alanından gelen enformasyona dayanır.
Morfojenik AlanTekniğini geliştirmeye yardımcı olan Frank Springob, DC ve Nick Lamothe,PhD asistanlığında Autumn Smith, NTP, bedenin hücrelerinde bulunan pek çok nükleik proteinlerinin asıl enerjilerini biraraya getirirler.
Bu enerjiler, hem normal, hem de anormal enerjiler olarak tarif edilir.Bu, M-Alan’ı ile iletişimde olmak için gerekli olan enerjiyi “artırmak” ya da “kuvvetlendirmek” için yapılmıştır.
Hücresel iletişim esas amaçtır.Hücresel seviyede besinsel ihtiyaçları belirlediğimizde, sağlıktaki en büyük değişimlerl etkileriz.Neticede, sağlıklı hücreler için sağlıklı dokular gereklidir.  Sağlıklı organlar da sağlıklı organizmalardan meydana gelir.
6 yıl önce, bu yeni yöntemi, gelişmiş besinsel şifa arayışımızda bize yardımcı olması için ilk defa kullandığımızda, bizler şimdi mümkün olan ama o zaman hazır olmadığımız “gelişmiş enformasyon”un büyüklüğüne hazırlıklı değildik. Etkili yeni besinsel protokoller Sağlık Merkezimizde günlük bazda keşfedildiler.
Bu bizim ilerlememizi ve asıl enerjileri “katmanlara ayırma” kavramı ile daha ileri deneyler yapmamızı teşvik etti. İlerledikçe, Morfojenik Alanın sınırlarını ölçmek için bir yol bulduk.Bu da bizim daha geniş alanlar yaratan enerji kombinasyonlarını bulmamıza imkan sağladı. Bizler hastalara M-Alanını gösterebildik ve onlar kendi alanlarının geliştiğini ve besinsel, bitkisel ya da homepatik protokollerdeki her bir gelişimle dengelendiğini gözlemlediler.
Yeni daha geniş ve daha simetrik enerji alanları, tavsiye edilen besinsel takviyelerin ve diyetsel değişimlerin doğruluğunu yansıtmakta. Buna ek olarak, deneme prosedürü süresince en büyük alan gelişimini deneyimleyen hasta, genellikle en fazla semptomatik gelişim göstermeyi dört gözle bekleyelen olabiliyor.